Kaynak: Vahide Çakır’ın kendi arşivi

Vahide Çakır Ankara’da yalnız yaşadığı evinde güne erken saatlerde başlıyor. Akşamdan banyosunu yapmış, hazırlıklarını tamamlamış, sabaha sadece makyaj yapmak kalmış.

Evden çıkmadan önce son kez aynaya bakıyor ve sonra dışarıda kullandığı “aktif” tekerlekli sandalyesine geçiyor. Çakır arabasına binip de sandalyesini katlarken oturduğu sitede çalışan güvenlikler de sandalyeyi bagaja kaldırıyor. Çalıştığı televizyon kanalına ulaştığındaysa bu sürecin tam tersi yaşanıyor.

Çakır üç yaşında geçirdiği çocuk felci sebebiyle hayatını tekerlekli sandalyede geçiriyor. Ailesi Çakır’ı çocuk felcine karşı aşılatmamış.

“Oysa ağzımdan damlatılacak üç damlalık çocuk felci aşısı yapılsaydı ben hayatımı engelli olarak sürdürmeyecek, çocukluğumu yaşıtlarım gibi yaşayacaktım,” diyor Çakır.

Küresel çapta artan aşı karşıtlığı Çakır’ı korkutuyor. Uluslararası tıp dergisi Lancet’in 2020 yılında yayımladığı bir araştırma Türkiye’de aşıları kesinlikle güvenli bulmayanların oranınının 2015’te yüzde 1.7 civarındayken 2019’da yüzde 2.5’e yaklaştığını gösteriyordu.

Aşı şüpheciliğinin Kovid-19 pandemisinden bu yana yükseldiği düşünülürken, Inside Turkey’e konuşan Türkiye Tabipler Odası’ndan (TTB) uzmanlar da saha deneyimlerine dayanarak ülkedeki aşı karşıtlığının arttığını söylüyor.

Ben neden orada değilim?

Aşılama oranları sadece sayılardan ibaret değil. Çakır’ın ailesinin bilinçsizliği, hayatının tamamen değişmesine sebep olmuş.

Üç yaşındayken, 1977 yılının sonlarında yüksek ateşle hastaneye kaldırılan Çakır’a kısa sürede çocuk felci tanısı konmuş. Hastalık sonucu Çakır’ın bedeni kısmen felç olmuş.

Vahide Çakır çiçek aşısı hakkında “O üç damla benim çocukluğumdu” diyor
Kaynak: Kendi arşivi

“Uyandığımda bedenimin yarısı yoktu” diye hatırlıyor o günleri Çakır.

Eve döndükten sonra tekerlekli sandalyesi olmadığı için emekleyerek hareket eden Çakır için okul da neredeyse başlamadan bitmiş, okuyup yazmayı kendi kendine öğrenmiş.

“Benim yaşımdakiler oynuyordu, ben balkondan izliyordum” diyor. “Tek soru vardı aklımda: Ben neden orada değilim?”

Cevabını kısa süre sonra annesinin bir komşuyla yaptığı sohbeti dinlerken öğreniyor.

“Çocuğu aşıya götürdüm” diyor komşu. “Üç damla damlattılar.”

Çakır, o anda hayatının kırıldığı yeri netleştiriyor.

“O üç damla benim çocukluğumdu” diyor.

Inside Turkey’e konuşan tıp uzmanları aşı şüpheciliği sonucunda hastalıkların yeniden ortaya çıkması riskinin oluştuğunu söylüyor.

Haluk Çokuğraş
Kaynak: Kendi arşivi

Türk Pediatri Kurumu Yönetim Kurulu üyesi Prof. Dr. Haluk Çokuğraş, savaşlar ve göçlerle birlikte aşısız kişilerin Türkiye’ye girişlerinin son zamanlarda artan kızamık bulgularına sebep olduğunu söylüyor.

Hacettepe Üniversitesi enfeksiyon hastalıkları uzmanı Meliha Çağla Sönmezer ise aşılama oranları yüksek gözükse de aşısız kişilerin aynı noktalarda toplanması ihtimalinin riski artırdığını kaydediyor.

Kızamık gibi bulaşıcılığı yüksek hastalıklarda toplumsal korunma için gereken aşılama eşiğinin yaklaşık yüzde 95 olduğunu belirten Sönmezer, “Enfeksiyonların yüzde 2,5’i bile aynı okul/ilçe/komünite içinde kümeleniyorsa yerel bağışıklık hızla yüzde 95’in altına iner ve salgın başlar” diyor. “Toplamda küçük görünen oranlar, eğer aynı bölgede kümelenirse bu eşiğin altına inilmesine ve salgınların başlamasına neden olabiliyor.”

Yaşayan Vahide olmak istedim”

Uzun yıllar evden dışarı çıkmadan, evin içinde yaşayan Çakır 2005 yılında ilk kez düzenli şekilde hastaneye gitmeye başlamış ve dizlerinin üzerinde emeklemekten oluşan yaraları iyileştirmeye yönelik devletin sağladığı bir rehabilitasyon tedavisine ulaşmış.

“Ayaklandırma denendi ama kalıcı değildi, yine de bir şey değişti” diye hatırlıyor 20 yıl öncesini.

“Hastaneden sonra hizmet eden değil, yaşayan Vahide olmak istedim.”

Hastane dönüşü tekerlekli sandalye kullanmaya başlayan Çakır, bir yıl sonra ise ilkokul diplomasını almış. Sonrasında sürücü belgesi, ilk arabası ve ilk işi gelmiş.

Engelli hakları savunucusu olan Vahide Çakır “Üç Damla Mutluluk” adlı bir radyo programı sunuyor
Kaynak: Kendi arşivi

Çalıştığı çağrı merkezinde ses tonu ve diksiyonu beğenilen Çakır’ın hayatını değiştiren an ise 2011 yılında kendisine önerilen sponsorlu radyo programı projesiyle gelmiş.

“Çocukluğum oyun oynayarak değil, radyo dinleyerek geçti” diyen Çakır’ın çocukluğunda komşudan duyduğu cümleye atfen adını “Üç Damla Mutluluk” koyduğu engelli hakları hakkındaki program, sponsorluğun bitmesinin ardından da radyo istasyonu tarafından devam ettirilmiş.

Meliha Çağla Sönmezer
Kaynak: Kendi arşivi

“Sizden örnek alıp çocuğumu özel eğitime başlattım, sizden örnek alıp çocuğumu spora başlattım diyenler aileler oldu” diye anlatıyor Çakır programa yönelik ilgiyi. Ancak kendisi, örnek olmasına gerek kalmaması gerektiğini düşünüyor.

Türkiye 2002 yılından beri “polio-free” statüsünü koruyor ancak Çakır aşı şüpheciliğinin bu süreci tehlikeye atacağından endişeli.

“Aşı karşıtlığı soyut bir fikir değil” diyor Sönmezer. “Yoğun bakım yataklarında, solunum cihazlarına bağlı çocuklarda, felçli bedenlerde, kaybedilmiş hayatlarda somut karşılığı olan bir tutum.”

Çakır ise ekliyor: “Kimse ‘Ben yaptırmadım, sen de yaptırma’ diyemez. Her çocuk kendi şansını hak eder. Çocuklar çocuk gibi yaşasın istiyorsak, aşı yapılmalı.”

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *