Türkiye’de hükümet doğum oranlarını artırma ve aile yapısını güçlendirme yönündeki arzusunu saklamasa da çalışan annelere verilen 16 haftalık doğum izni ve kamu kreşlerinin yetersizliği bu amaca hizmet etmiyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Aile Yılı’ ilan ettiği 2025’te açıklanan Komşu Anne Projesi, bu sorunu çözmeye yönelik çabalardan bir tanesi. Mahalle-bazlı çocuk bakımı fikri üzerine kurulu proje kapsamında 65 yaşın üzerindeki kadınların evde bakım hizmeti sunarak özel kreşlerden ya da bakıcılardan daha uygun fiyatlı bir alternatif sunması öngörülüyor.
Bazı uzmanlar projeye temkinli ama iyimser yaklaşsalar dahi daha kapsamlı adımlar atılması gerektiğini düşünüyor. Yaşar Üniversitesi Kadın ve Aile Çalışmaları Merkezi Direktörü Huriye Toker’e göre proje, kadınların işgücüne katılımını destekleyebilir ancak uzun vadede başka çözümlere ihtiyaç var:

Kaynak: Kendi arşivi
“[Mevcut proje] kadın istihdamını kurumsal açıdan çözmek yerine yine kadınların evde bakım hizmeti vermesi üzerinden kurgulanmış. Bu bakımın uzun vadede kamu tarafından çözülmesi için bu projelerin başka girişimlerle bütünleyici şekilde düşünülmesi gerekiyor.”
Kadın istihdamının artırılması için esnek çalışma saatlerinin uygulanması ve sigortasız istihdamın kontrol altına alınması gerektiğini belirten Toker, komşu anne bakımının çocuklar için kreş kadar faydalı olup olmayacağı konusunda da emin değil.
Karmaşık hisler
Inside Turkey’e konuşan iki çalışan anne de Komşu Anne uygulamasına karşı karmaşık hisler besliyor.
“Mesele sadece biz işteyken onları bırakacağımız bir yer değil, yalnızca bakılmalarını değil doğru bir ortamda büyümelerini istiyoruz,” diyor mağaza müdürü Tuğçe Aras Kamilçelebi. 37 yaşındaki Kamilçelebi’nin oğluna ilk üç yıl, anneannesi bakmış.
İki çocuk annesi, 41 yaşındaki İK direktörü Irmak Yıldırım Yavuz da hem bakıcı hem de kreşleri deneyimlemiş bir çalışan anne olarak tercihinin her zaman profesyonel bakımdan yana olacağını söylüyor.

Kaynak: Kendi arşivi
“Denetimleri yapılan, profesyonel hizmet veren, adı sanı duyulmuş düzgün bir kreş çocuğun gelişiminde bakıcılardan da komşu annelerden de daha faydalı” diyor. “Çocuğun yaşına göre hali tavrı, sorduğu sorular, ilgi alanları kreşte alınan eğitimle şekilleniyor ve zenginleşiyor.”
Çocukları şu anda okul çağında olan Yavuz, bakıcı olarak işe aldığı komşusuyla kötü bir deneyim yaşadığını ekliyor. Komşusu çocuk bakımıyla ilgili profesyonel bir eğitim almamış, aralarında resmiyete dökülen bir işçi-işveren ilişkisi de yokmuş. “Net çizgilerle belirlenmiş bir bağımız olmadığı için de önceden haber vermeden, bir anda ‘ben evde çocuk bakmaktan sıkıldım’ deyip farklı bir işe girdi,” diye anlatıyor Yavuz.
Nihayetinde oğlu Çınar’ı kreşe yazdırdığında çok memnun kalmış. “Dört yaşındayken Atatürk’ün bütün hayatını, Türkiye’nin coğrafi bölgelerini anlatabiliyordu. Çocuğumda ciddi anlamda bir gelişim gözlemlemiştim ve mutlu olmuştum.”
Çocuk psikolojisi alanında çalışan uzman psikolog Şenay Erdem ise Komşu Anne projesinin dezavantajlı bölgeler için faydalı olabileceğini düşünüyor:
“Sosyo-ekonomik ve eğitim seviyesi düşük anneleri desteklemek amacıyla proje olumlu olabilir. Annelerin birbirleriyle bilgi ve deneyim alışverişi her iki tarafı da geliştirecektir.”
Ancak projenin çocuklara faydalı olması için ‘Komşu Anne’lerin ilkokul eğitimi ve 180 saatlik eğitimden daha kapsamlı bir hazırlık sürecinden geçirilmesi gerektiğini ekliyor Erdem.

Kaynak: Gemini aracılığıyla yapay zeka kullanılarak oluşturuldu
Projenin adı da onu rahatsız eden noktalardan biri: “Anneler, komşu anneler, anneanneler… Peki babalar nerede? Bu sistem, babanın çocuk bakımı rolünde daha da pasifleşmesine sebep olabilir.”
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı projenin tanıtıldığı kitapçıkta, Türkçe literatürde bu uygulama için yaygın bir isim olmaması nedeniyle proje ismine çocuk gelişimi alanından akademik personelin de katılımıyla gerçekleştirilen çalıştay sonucunda karar verildiğini belirtiyor.
Destek ve ilgi
Yavuz’un Komşu Anne uygulamasıyla ilgili bir diğer endişesi güvenlik.
“Belki çok olumsuz bakıcı deneyimleri yaşadığım için olabilir ama ne kadar eğitim almış olurlarsa olsun, farklı bir evin içerisinde 3-5 çocukla birlikte çocuğuma bakılmasını güvenli bulmuyorum,” diyor Yavuz. “Bu modelde çocuğumun yeterli ilgi ve desteği görebileceğini de zannetmiyorum.”
Kamilçelebi ise Komşu Anne projesinin çocukluğundaki mahalle sıcaklığını anımsattığını söylüyor. Ancak, kendisinin evde koyduğu sınırların bozulmasından endişeli:
“Komşu Anne denetiminde hijyen, sağlıklı beslenme, ev içi konuşmalar, değerler, ev ortamında sergilenen ve çocuk tarafından izlenip örnek alınan davranışlar çok önemli. Evde yaşayan diğer bireylerin çocukla kurduğu iletişim de çocuğun gelişimini doğrudan etkilediğinden tüm bu unsurlar dikkatle izlenmeli ve denetlenmeli.”

Kaynak: Kendi arşivi
Erdem de Komşu Anne’lerin pedagoji ve çocuk gelişimi alanında ilave eğitim alması gerektiğini düşünüyor.
“Çocukla sabırlı, şefkatli ve sakin ilişki kurabilmesi, onları bir birey olarak görüp; bağırma, tehdit, utandırma, kıyaslama gibi yöntemlerden kaçınması gerekir,” diyerek Komşu Anne’lerin temel ilk yardım bilgileri alması ve gerekirse çocuğu profesyonel yardıma yönlendirmesi gerektiğini ekliyor:
“Beynin ve kişiliğin neredeyse yüzde 90’ının geliştiği bu dönemde çocukları kime emanet ettiğimiz, kimlerle vakit geçirdiği zihinsel, sosyal, psikolojik ve hatta fiziksel gelişimleri açısından ciddi olarak önemli.”
Eksik kalan bağlar
Inside Turkey’e konuşan iki anne, çalışan annelere başka yöntemlerle destek olunmasını istediklerini söylüyor. Örneğin Yavuz’a göre annelere verilen doğum izni uzatılmalı.
“Büyük çocuğumun bebeklik zamanlarında çalışmak zorunda kaldım,” diye hatırlıyor Yavuz. “Devlet, annelerin çocuklarla bağını bu denli etkileyen bu alanda ne çocuğu ne de çalışan anneyi yeterli yasalarla destekliyor. Maddi açıdan destek göremediğimiz gibi manevi açıdan da çocuklarını bebekken evde bırakmış anneler olarak suçluluk duymak zorunda kalıyoruz. Bu böyle olmamalı.”
Yavuz yeni anneyken işe dönmenin manevi zorluğu yanında hem bebeğinde hem de kendi bedeninde yarattığı sorunları da şöyle anlatıyor:
“Üç aylık bebeği memeden kesiyorsun ve işe gidiyorsun. İşyerlerinde doğru düzgün süt sağım odaları yok. Sütünü sağamıyorsun, sağamadığın süt taşlaşıyor, ağrılara sebep oluyor. Zamanla çocuğunu erken yaşta sütten kesmek zorunda kalıyorsun.”

Kaynak: Gemini aracılığıyla yapay zeka kullanılarak oluşturuldu
Kamilçelebi de kamu kreşlerinin yetersizliğine dikkat çekiyor.
“Çalışan anneler olarak öncelikli sorunumuz çok uzun saatler çalışmak. Ve ne yazık ki çoğu zaman devlet kreşlerinden faydalanma imkanı bulamıyoruz. Ulaşsak da güven, eğitim saatleri ve eğitim kalitesi konusunda endişelerimiz olabiliyor.”
“Çocuklarımız bizim en değerli varlıklarımız. Mesele sadece biz işteyken onları bırakacağımız bir yer değil. Yalnızca bakılmalarını değil doğru bir ortamda büyümelerini istiyoruz. Elbette özel kreşlerin yanında devletin sunduğu eğitim ve bakım hizmetlerinden güvenle faydalanabilmeyi isterdim. Bu beklenti bir lüks değil, çok önemli bir ihtiyaç.”