Seyran Tandır Evi’nde ekmek yapan kadınlar (Kaynak: Fatma Nur Polatcan)

Sabah saat 05.00. Güneş henüz doğmamış, hava serin. Evlerin uykuda olduğu bu sessiz saatte, Gülçin hırkasını üzerine alıp tandır evine doğru yola çıkıyor. Cebinden anahtarını çıkarıp kapıyı açıyor, ışığı yakıyor ve işe koyuluyor: Tezek ve odunları tandıra yerleştiriyor, ardından çakmakla ateşi yakıyor.

Ortadoğu ve Güney Asya’nın birçok yerinde yapılan tandır ekmeği, Türkiye’deki mutfağın da vazgeçilmezlerinden. Gülçin’in yaşadığı Van’da kadınlar tandır ekmeğini hala geleneksel yöntemlerle pişiriyorlar. Bu da oldukça zahmetli bir iş.

Gülçin Hakan tandır ekmeğini hazırlıyor. (Kaynak: Fatma Nur Polatcan)

Kadınların güneş doğmadan önce uyandığı Van’da tandır evinden duman yükselmeye başlarken Gülçin bir taraftan da hamur yoğuruyor. Tandırın kapağını açtığında yüzüne çarpan sıcak duman, içerideki kıpır kıpır yanan alevlerle birleşiyor.

“Tandır ekmeği bizim sofralarımızın vazgeçilmezi,” diyor 50 yaşındaki Gülçin, uzaklara dalarak. “Ekmek yapmayı annemden öğrendim. İlk ne zaman başladığımı tam hatırlamıyorum ama yaklaşık 16 yıldır yapıyorum. Annem yanımda olurdu, bana gösterirdi. Tandır başına oturunca hep annem aklıma geliyor.”

Ancak bu yolculuk kolay değil, kadınlar çalışırken duman da ciğerlerine işliyor. “Doktora gidince ‘Ne kadar sigara içmişsiniz, ciğeriniz zarar görmüş’ diyor” diye hatırlıyor Gülçin. “Halbuki hiç sigara içmedim, sürekli tandır başındayız.”

Bir an duraksıyor.

“Bizim köyde tandıra düşüp yanan çok kadın oldu” diyor. “Ben bir defa düştüm ama tandır ateşsizdi, eltimin yardımıyla kurtuldum.”

Van’daki birçok kadın, tandır ekmeği yaparak geçimini sağlıyor. (Kaynak: Fatma Nur Polatcan)

Kadınların ‘ekmek kapısı’

Van’da tandır ekmeği, kadınlar için sadece bir gelenek değil, aynı zamanda ekmek kapısı. Kimi kendi işini kurarak istihdam sağlıyor kimi tandır başında çalışarak evini geçindiriyor

“Tandır ekmeği lezzeti kadar kültürel anlamda da çok önemli,” diyor 12 yıl önce açtığı Seyran Tandır Evi ile dört kadına iş imkânı sağlayan Seyran Akbal. “Biz de bu geleneği sürdürmek için çalışıyoruz. Kadınlarla birlikte üretiyor, hepimiz bu ekmekten kazanıyoruz.”

Seyran Akbal, 12 yıl önce açtığı tandır evinde dört kadına istihdam sağlıyor. (Kaynak: Fatma Nur Polatcan)

Beş yıl önce eşiyle birlikte Bereket Tandır Evi’ni açan 48 yaşındaki Refika Kadak da 18 yaşında tanışmış tandırla. Geleneksel, yere gömülü tandırların çok daha tehlikeli olduğunu söylüyor Kadak.

“Önceden çok fazla yer tandırı vardı; düşüp ölenler, ağır yaralananlar oluyordu. Duman da çok zarar verirdi. Şimdi ayak tandırları çıktı, bacaları yüksek, dumanı az. Hem daha güvenli hem daha sağlıklı.”

48 yaşındaki Refika Kadak, eşiyle birlikte beş yıl önce bir tandır evi açmış. (Kaynak: Fatma Nur Polatcan)

Tandırın zorluğu yalnızca ateş ve dumanla sınırlı değil.

“Kadınların işi gerçekten zor” diyor Kadak. “Hem burada çalışıyoruz hem de evde işler, çocuklar var. Mecburuz, çünkü evimizi bu ekmekle geçindiriyoruz.”

Kadak’a göre, kadınların dayanışması ise en büyük güçleri: “Burada aile gibiyiz. Birlikte çalışıyoruz, birlikte gülüyoruz. Bu iş bize hem ekmek hem dostluk kazandırıyor.”

Van’ın bazı kesimlerinde kadınlar ekmeği hâlâ geleneksel yöntemlerle pişiriyor. (Kaynak: Fatma Nur Polatcan)

Emeğin bedeli

Tandırların sağlığa yönelik oluşturduğu tehdit, akademik çalışmalarda belgelenmiş. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin 2021 yılında hazırladığı rapora göre solunum hastalıkları, göz problemleri ve yanıklar en yaygın tehlikeler arasında.

Araştırmayı yöneten Prof. Dr. Sebahattin Çelik bu konuyla kişisel bir bağlantısı olduğunu söylüyor Inside Turkey’e.

“Benim annem de yıllarca tandır evlerinde çalıştı” diye anlatıyor Çelik. “Dumanına, yanıklarına maruz kaldı. Uzun süreli akciğer sorunları yaşadı, katarakt oldu ve vefat etti. Annem için de bir vefa borcum vardı.”

Fırından yeni çıkmış taze tandır ekmekleri. (Kaynak: Fatma Nur Polatcan)

Çelik’in mevcut sıkıntılar karşısında tandırların güvenli olabilmesi için çözüm önerisi modernleşme.

“Tandırlar havalandırmalı ve yer üstüne çıkarılmış modern tandır evleri kurulmalı” diyor Çelik. “Böylece hem gelenek yaşatılır hem de kadınların ve çocukların sağlığı korunmuş olur.”

Çelik araştırmasını Van Valiliği’ne de sunmuş, gelecek günlerde kentteki belediyeler ve İl Sağlık Müdürlüğü’nün modern tandır evleri projesini hayata geçirmesi planlanıyor.

Geleneği yenilemek

“Tandır evleri, görünmez kadın emeğinin en önemli sembollerinden biri,” diyor Vanlı kadın girişimci ve siyasi bilimler doktorası sahibi Zeynep Özalp Kaya. Resmi verilere göre Türkiye’de kadınların işgücüne katılımı hala kısıtlı, kadınların yüzde 37’si iş sahibi.

Vanlı girişimci Dr. Zeynep Özalp Kaya. (Kaynak: Kendi arşivi)

Kaya’ya göre tandır evleri, kadın emeğinin geleneksel olarak gözardı edildiğine işaret ediyor.

“Geleneksel cinsiyet rollerine göre erkekler kamusal alanda sorumluluk üstlenirken, kadınların özel alandaki işleri yapması bekleniyor,” diyor Kaya.

“Tandır evlerinde kadın tıpkı fabrikadaki işçi gibi çalışırken, erkek evin sosyal ve ekonomik kararlarında patron rolüne devam ediyor, kadın emek verirken erkek rant alanından sorumlu oluyor.”

Ancak Kaya, meseleye yalnızca “sömürü” penceresinden bakmanın eksik kalacağını da vurguluyor.

“Yüzyıllardır kolektif emeğin ve dayanışmanın yaşatıldığı tandır evlerinde, aynı zamanda ciddi bir kültürel aktarım da var” diyor. “Kadınların ürettiği ekmek, sadece hane ekonomisine katkı değil; aynı zamanda kutsal bir paylaşımın sembolü.”

Gazeteci Ümit Kayaçelebi. (Kaynak: Kendi arşivi)

Gazeteci Ümit Kayaçelebi de aynı fikirde.

“Eskiden her evin tarlası, buğdayı, tandırı vardı. Tandır ekmeği Van kültürüyle iç içe geçmiş bir gelenek.”

“Kadınlar gün boyu emeğini veriyor; hem aileyi hem komşuyu besliyor, hem de kültürü aktarıyor. Bu geleneğin yaşatılması, kentin tarihini korumak için çok önemli.”

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *