Türkiye’de 2025-2026 eğitim-öğretim yılı başlarken sınıfların kapısından içeri giren milyonlarca çocuk, derse boş midelerle oturuyor. Türkiye’de nüfusun neredeyse yüzde 30’u yoksulluk veya sosyal dışlanma riskiyle karşı karşıya ve ücretsiz okul yemeği programının yıllardır kapsamlı şekilde hayata geçirilememesi, çocuklarda yetersiz beslenmeyi toplumu tehdit eden bir sorun haline getiriyor.
“Kızım çok zayıfladı son iki senedir doğru düzgün yemek yememekten” diyor bir anne. “Sırf zayıflığından utandığı için örtünmek bile istedi içinden gelmediği halde. İnsanlar zayıflığıyla alay ederler diye…”
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre çocuklar, yoksulluk riskiyle karşı karşıya kalan en büyük grup. Türkiye’de neredeyse dört çocuktan biri düzenli olarak kırmızı et, tavuk ya da balık yiyemiyor, 10 çocuktan biri de günlük olarak taze sebze ya da meyve tüketemiyor.
Destekler kısıtlı
Ankara Mamak’ta yaşayan ve biri ilkokula, diğeri üniversiteye bu yıl başlayan iki öğrenci okutan bekar anne Yeliz, küçük olan çocuğunu kreşe yollayamadığı için yalnızca hafta sonları garson olarak çalışabiliyor.
“Beslenme desteği sağlanması benim için çok önemli çünkü evde bir öğün hazırlamak çok pahalı” diyen Yeliz, belediye desteği sayesinde sofraya yemek koyabildiğini ekliyor.
“Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin aylık 600 liralık yardımı ile tavuk alabiliyoruz,” diyen Yeliz, kırmızı et alma şansı olmadığını ve ancak kurban kesen akrabaları kendileriyle paylaşırsa kırmızı et yiyebildiklerini söylüyor.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) verilerine göre, Türkiye’deki 15 yaşındaki öğrencilerin yüzde 20’si haftada en az bir gün hiç yemek yiyemiyor. Türkiye bu oranla OECD ülkeleri arasında başı çekiyor. Çeşitli belediyeler düşük gelirli ailelere gıda desteğinde bulunsa da merkezi ve sistematik bir gıda destek programı yok.
Bazı ebeveynlerin durumu daha da zor. “Bazı günler kendim yemiyorum çocuklarım daha fazla yiyebilsin, daha çok güç kazansınlar diye” diyen beş çocuklu, temizlik işçisi bir anne ismini paylaşmak istemiyor.
“Makarna ile ne kadar yeterli beslenebilirler ki” diye soruyor yaşadıklarını anlatırken. Bazen temizlediği odalarda bulduğu kahvaltılık peynir ve yoğurtları eve götürüyor.
“Çocuklarım ancak onları getirebilirsem makarna haricinde bir şey yiyebiliyorlar” diyor. “Bazı günler hiçbir şey olmuyor, günü aç geçirmek zorunda kalıyoruz.”
Okula dönüş sıkıntıları
Derin Yoksulluk Ağı kurucusu Hacer Foggo, okulların açılmasıyla Türkiye’nin her yerinden yardım isteyen ebeveynlerin kendisini aradığını, arayanların çoğunun da anneler olduğunu söylüyor.

Kaynak: CHP
“20 yılı aşkın süredir yoksulluk hakkında çalışıyorum, sosyal yardım merkezlerinin, belediyelerin kapılarında bekleyen hep kadınları görürsünüz,” diyen Foggo’ya göre dar gelirli annelerin en büyük sorunu beslenme çantalarını doldurmak. Ardından da üniforma ve kırtasiye masrafları geliyor.
Diyarbakır’da çalışan bir ilkokul öğretmeni de Foggo’nun gözlemlerinin doğruluyor ve öğrencilerinin çoğunun kahvaltı etmediğini söylüyor.
“Yoksulluk nedeniyle çocuklar sağlıklı beslenemiyor,” diyor kamu çalışanı olduğu için adını gizli tuttuğumuz öğretmen. “Beslenme çantalarında ekmek, domates, çökelek gibi şeyler oluyor genellikle. Çoğu zayıf.”
“Karnım Zil Çalıyor: Bir Hak Olarak Ücretsiz Okul Yemeği” kitabının yazarı, gazeteci Menekşe Tokyay’a göre çocuk yoksulluğu Türkiye’nin “toplumsal gerçekliği”. Türkiye’de tuvalet musluğundan su içerek susuzluğunu bastıran, yemek saatinde çantası boş olduğu için herkesten gizli bir köşede bekleyen ve açlığını bastırmak için sakız çiğneyen çocuklar olduğunu belirten Tokyay, beslenme desteğinin çocukların okula devam etmesinde de önemli bir faktör olduğunu söylüyor.

Kaynak: Kendi arşivi
“Özellikle yoksulluğun yaygın olduğu bölgelerde aileler için okulda yemek garantisi, çocuklarını okula göndermede güçlü bir motivasyon kaynağıdır, ” diyor Tokyay. “Bu da devamsızlığı ve okul terk oranlarını düşürür, çocuk işçiliği ve erken yaşta çocuk evliliğine yönelmeyi azaltır.”

Kaynak: Menekşe Tokyay & İletişim Yayınları
Yemek yeme fırsatı
Okullarda ücretsiz yemek verilmesine yönelik kapsamlı bir program yapılması uzun süredir devletin gündeminde. Şu an için sadece taşımalı eğitime dahil olan çocuklar ile 6 Şubat 2023’teki Kahramanmaraş merkezli depremden etkilenen 11 ildeki okul öncesi öğrencilerine bir öğün ücretsiz yemek veriliyor.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ücretsiz okul yemeği uygulamasını 2022 yılında 1,4 milyon öğrenci için hayata geçirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da sayıyı 5 milyon öğrenciye çıkaracaklarını açıkladı ancak uygulamaya 2023-2024 öğretim yılında son verildi.
Küresel çapta ise durum farklı. Birleşmiş Milletler’in Okul Yemeği Koalisyonu verilerine göre, dünyada 466 milyon çocuk her gün ücretsiz okul yemeğinden faydalanıyor. Hindistan, Brezilya ve Finlandiya gibi ülkelerde merkezi yönetim bütçesinin büyük bir kısmı ücretsiz okul yemeklerine ayrılıyor.
Ankara’da yaşayan bekar anne Yeliz, Türkiye’de de benzer bir çalışma görmek istediğini söylüyor.
“Tüm çocuklar bu sayede yemek yemiş olurlar” diyor. “Kahvaltılık fiyatlarına bakın. Oğlum okulda arkadaşlarından sucuk gördüğünde istiyor, yetişemiyorum.”
Okul masraflarının yalnızca beslenme ile sınırlı olmadığını da ekliyor Yeliz.
“Bu durum insanları psikolojik olarak da etkiliyor,” diyor. “Çocuklarınıza bir şey alamamanın yarattığı psikolojik durumu düşünün. Birçok kadın, aile biliyorum bu sıkıntılar yüzünden depresyonda olan.”