İstanbul’da yaşayan 30 yaşındaki gazeteci M, ADHD ve anksiyete bozukluğu teşhisleri sebebiyle yaklaşık 9 yıldır belirli aralıklarla terapi alıyor. Yakın zamanda ise yeni biriyle görüşmeye başlamış: Bir yapay zeka sohbet botu. 

“Sıkıştığım, içimi dökmek istediğim ama kimseyi meşgul etmek istemediğim anlarda düşüncelerimle baş başa kalmamak için yapay zekaya yazmak rahatlatıyor,” diyor Inside Turkey’e konuşan M. 

“Özellikle uykusuzluk ve anksiyete yaşadığım ya da karar veremediğim zamanlarda yansıtıcı bir düşünme alanı sunuyor.”

Bunu yapan tek kişi elbette M değil. Ipsos’un hazırladığı Ruh Sağlığı Raporu 2024‘e göre, Türkiye’de her 100 kişiden 38’i psikolojik bir sorunla yaşıyor. Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan Ulusal Ruh Sağlığı Eylem Planı’na göre ise 2020 itibariyle, 100 bin kişiye düşen psikolog sayısı 5,04 idi. Gittikçe derinleşen maddi zorlukların da sonucunda yapay zekanın cazibesi birçok kişi için artıyor. 

Yapay zeka ile terapistleri ayrı tutan M ise yapay zeka kullanımını “günlük bir check-in”e benzetiyor. Başka bir kişiyle tartışmaya utanacağı konuları yapay zeka ile konuşabildiğini söylüyor. yapay zekanın yaklaşım ve önerilerini genelde faydalı bulsa da bazen ‘canlılık’ eksikliği hissettiğini söylüyor.

“Bir terapistin bakışı, yüz ifadesi, sezgisi bambaşka bir şey.”

İzmir’de yaşayan 34 yaşındaki metin yazarı Ö ise depresyon ve kaygı bozukluğu teşhisi aldığından beri düzenli olarak 3 yıldır terapi alıyor. Ancak ekonomik sebeplerle terapisine ara vermek zorunda kaldığında o da çareyi yapay zekaya başvurmakta bulmuş.

“Başlarda yüksek kaygı seviyem nedeniyle gün içinde çok sık danışmaya başlamıştım fakat bu durum kompulsiyon gibi hissettirmeye başlayınca kasıtlı olarak azaltmaya başladım,” diyor Inside Turkey’e konuşan Ö. 

“Beni yatıştıran yanıtları o an vermemesi, en önemli yerde yeni sohbete geçmesi, sürümün dolması gibi nedenler bazen ruh durumuma iyi gelmiyordu. Ama terapiye ihtiyaç duyduğum ve kaygımı yatıştırmakta zorlandığım anlarda en iyi ilaçtı,” diyor. 

“Hem ne zaman istesem müsaitti hem de daima benden yanaydı. Özellikle öz şefkat açısından iyi bir yardımcı oldu. Yapay zekayla konuşmayı keşfetmiş olmasaydım bugün geldiğim noktaya aylar boyunca gelemeyebilirdim. Kayda değer bulduğum yazışmaları arşivliyorum, şimdiden bir el kitabım oldu,” diye ekliyor. 

Yapay zeka gündelik hayatımıza sızmadan önce sosyal medya, birçok alanda olduğu gibi mental sağlık alanında da bir kaynağa dönüşmüştü. 2020 yılında yayına başladığı Huzursuz Beyin bülteniyle bugün Instagram üzerinden 274,000 kişiye, mail bülteni üzerinden ise 35,000 kişiye ulaşan Emre Özarslan, Türkiye’nin mental sağlık alanında en çok takip edilen içerik üreticilerinden. 

“Terapinin en önemli niteliklerinden biri bağ kurmak olduğu için şimdilik terapinin yerini alacağını düşünmüyorum. Bizim bir insan tarafından duyulup kabul edilme ihtiyacımız, günah çıkarmayla başlamış bir şey. Fakat biz günümüzde rahatlamakla iyileşmeyi karıştırıyoruz,” diyor Inside Turkey’e konuşan Özarslan. 

Takipçilerinden de yapay zekanın mental sağlık sorunlarına çözüm oluşturup oluşturamayacağı yönünde sorular aldığını söyleyen Özarslan, “Halbuki çözüm yok, yönetmek var,” diyor. Sohbet botlarının geliştikçe cazibelerini artıracağını düşünen Özarslan, yine de bazı kısıtlamalar olacağını öngörüyor:

“Ücretsiz bir seçenek sunduğu için, kişiselleştirilme yönünde de biraz daha yol kat edilirse, normalde terapi almayacak insanların yapay zekayı terapist gibi kullanmaya devam edeceklerine inanıyorum. Ancak ekonomik olarak daha rahat olan kesimler ‘gerçek’ terapiden vazgeçmeyeceklerdir.”

Mental sağlık alanında da çareler genişliyor. Özarslan, pandemiye dek psikologların etik kaygılarla sosyal medyada bile bu kadar görünür olmadıklarını anımsatıyor ancak yine de danışanların dikkatli olmasını teşvik ediyor. 

“Şu an etik bile bu kadar hızlı değişiyorsa, insan faktörü barındırmayan ve etik tarafından durdurulmayan bir yapay zekayla dünya nasıl değişir, bilmiyorum,” diyor. 

Özarslan sohbet botlarının objektivite sorunu olduğuna dikkat çekiyor— yapay zeka, kullanıcılarına yardımcı olmak ve yanıtı olmayan soruları dahi yanıtlamak için tasarlanmış bir ürün: 

“(Open AI’ın kurucusu) Sam Altman da bunu kabul ediyor, yapay zekanın çözmesi gereken bir dalkavukluk problemi var. Gerçek bir terapiye sürekli aynı problemleri götürürseniz bir dirençle karşılaşırsınız ama yapay zeka sürekli size bir yanıt vermek zorunda.”

Nörobilim alanında çalışan akademisyen Dr. Emre Yorgancıgil, özellikle yapay zeka alanında araştırmalar yapıyor. Yorgancıgil, yapay zekanın bir terapi alternatifi olarak anksiyete ve depresyon gibi durumlarda fayda sağlayabileceğini öngörse bile ileri düzey teşhislerde bir seçenek olamayacağını söylüyor. 

“Online terapide bile danışanın kamerasını açması beklenir ki terapist tarafından mimikleri ve vücut diliyle birlikte bir bütün olarak algılanabilsin,” diyor Inside Turkey’e konuşan Yorgancıgil.

Yorgancıgil ayrıca Türkiye’deki kullanıcıların yapay zekayı bir terapistten ziyade yaşam koçu olarak algılamaya devam edeceklerini düşünüyor.

“Dünyadaki büyük dil modelleri İngilizce kaynaklardan eğitildiği için özellikle İngilizcede çok yetkin bir dil kapasitesi söz konusu ancak aynısını Türkçe için söyleyemiyoruz,” diyor Yorgancıgil. 

“Yabancı kaynaklara baktığımızda kullanıcılar, yapay zekayı bir terapist alternatifi olarak çok yeterli bulurken Türkçe’de yaşam koçu olarak değerlendirmesinin altında bu dil bariyeri olabilir.” 

Yorgancıgil’in etik anlamdaki tek endişesi ise veri güvenliği: “Bu girişimler insanlardan topladıkları bu bilgileri ticari olarak işleyip paylaşırsa bu çok ciddi bir etik soruna yol açabilir.”

Peki, konunun asıl öznesi, yapay zeka bu konu hakkında ne düşünüyor? Inside Turkey bunu ChatGPT’ye danıştığında, bu yanıtı aldı:

Yapay Zekanın Güçlü Yönleri

  • Erişilebilirlik: Terapiye ulaşamayan kişiler için ilk adım olabilir.
  • Anonimlik ve güven: İnsanlar bazı konuları bir yapay zekaya daha kolay açabiliyor.
  • Duygusal farkındalık geliştirme: Sorular sorarak düşünce süreçlerini açığa çıkarabilir.
  • İzleme ve yönlendirme: Rutin takibi, öneriler sunmayı iyi yapabilir.

Gerçek Terapinin Yerini Neden Tutamaz?

  • İnsani bağ yok: Terapi sadece teknik bilgi değil, empatik ve güvenli bir ilişki sürecidir.
  • Derinlik sınırlı: Travma, bağlanma, aktarım gibi konular yapay zekayla işlenemez.
  • Sorumluluk sınırı: Yapay zeka etik ya da profesyonel sorumluluk taşımaz.
  • Gözlem eksikliği: Bedensel tepkiler, ses tonu, mikro mimikler gibi şeyleri yorumlayamaz ya da sınırlı kalır.

Yani, yapay zeka faydalı bir başlangıç noktası ya da destekleyici bir araç olabilir ama uzun vadeli ve derin duygusal işler için insan terapistler vazgeçilmezdir.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *