Küresel gerilimler, ekonomik baskılar, teknolojik dönüşüm ve basın özgürlüğüne yönelik kısıtlamalarla şekillenen süreçte kadın gazeteciler, mesleği sürdürmenin yanı sıra cinsiyet temelli ayrımcılık ve taciz gibi sorunlarla da karşı karşıya kalıyor.
Savaş ve Barış Haberciliği Enstitüsü (IWPR) tarafından Hollanda Büyükelçiliği ev sahipliğinde 18 Eylül’de düzenlenen İstanbul Forumu’nda Türkiye’nin farklı kentlerinden kadın gazeteciler ve medya profesyonelleri, yaşanan dönüşüm sürecinde mesleği sürdürebilmenin yollarını tartışmak üzere bir araya geldi.
Kadın gazetecileri, medya sektörünün öne çıkan isimlerini ve diğer paydaşları bir araya getiren etkinlikte katılımcılar kadın gazeteci olmanın getirdiği zorluklarını, okuyucularla güven inşa etmenin yollarını ve değişen bir medya sektöründe gazetecilik yapma yöntemlerini ele aldı.
Hollanda Başkonsolosu Daan Huisinga açılış konuşmasında, “Kadınlar günlük yaşamlarında ve haber merkezlerinde sıklıkla tacize ve kısıtlamalara maruz kalıyor. Hollanda Krallığı olarak dünyanın her yerinde basın özgürlüğünü desteklemeye ve bu konuda çalışmaya devam edeceğiz” dedi.
Gazetecilik sektöründe kadın olmanın maliyeti
Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Sekreteri Banu Tuna’nın moderatörlüğünde düzenlenen “Türkiye’de Gazeteci Kalmanın Maliyeti” başlıklı panel, Eylül ayının başında LGBTİ+’lara yönelik operasyonlar kapsamında tutuklanan gazeteci Tuğba Tekerek için dayanışma mesajıyla başladı.

Gazeteci ve televizyon yapımcısı Güldenay Sonumut, serbest gazeteci ve belgesel yapımcısı Burcu Özkaya Günaydın ile serbest gazeteci ve editör Gonca Tokyol’un konuşmacı olarak katıldığı panelde, kadın gazetecilerin haber merkezlerinde ve sahada karşılaştıkları cinsiyet temelli ayrımcılıklar, serbest gazeteciliğin ekonomik koşulları ve kadın gazeteciler arasındaki dayanışmanın önemi ele alındı.
Sonumut, Türkiye’de kadın gazetecilerin uzun süre haber merkezlerinde erkek gazetecilerle eşit ölçüde aktif roller üstlenemediğini belirterek, sahada görev yapan kadın savaş muhabirlerinin de uzun süre istisnai olduğunu söyledi.
Neredeyse Kosova Savaşı’na kadar Türkiye’de kadın savaş muhabiri olmadığını hatırlatan Sonumut, “Kadınlara ‘saçın da uzun, başına bir şey gelir’ dendiğini duydum. İnat eden kadın arkadaşlarımız sahaya gidebilmek için saçlarını kestiler” dedi.
Güven inşa etmek
Hatay’da uzun süredir serbest gazeteci olarak çalışan Burcu Özkaya Günaydın ise kadınların yaşadığı deneyimlerin ve gündelik hayatta karşılaştıkları sorunların kadın gazeteciler tarafından haberleştirilmesinin önemine dikkat çekti.
6 Şubat 2023 depremi sonrasında kadınların “normal yaşama” dönme çabalarını takip eden Günaydın, bu süreçte kadınların yas, travma ve gündelik hayat arasında kurduğu ilişkinin dışarıdan bakıldığında her zaman anlaşılmayabileceğini söyledi. Kadınların birbirleriyle kurduğu iletişim ve dayanışma biçimlerinin de bu deneyimin önemli bir parçası olduğunu belirtti.
Deprem sonrası kadınların kuaförlerdeki gündelik yaşamlarına odaklanan “Araf” belgeselinden de söz eden Günaydın, kuaförlerde yapılan sohbetlerin kadınlar açısından yalnızca bir sosyalleşme biçimi olmadığını; yaşananları paylaşmanın, birbirinden güç almanın ve hayatın gündelik akışına devam etmenin yollarından biri olduğunu ifade etti.
Bir kadın gazeteci olarak bu deneyimleri sahada takip etmesinin, kadınların yaşadıklarını ve birbirleriyle kurdukları ilişkileri anlamasında belirleyici olduğunu anlatan Günaydın, kadın hikâyelerinin kadın gazeteciler tarafından aktarılmasının önemini vurguladı.

Serbest gazeteci ve editör Gonca Tokyol ise medya sektöründeki dönüşümün özellikle serbest çalışan gazeteciler üzerindeki ekonomik etkisine dikkat çekti. Serbest gazetecilik için sürdürülebilir bir ekonomik yapının oluşmadığını belirten Tokyol, medyadaki daralma ve çalışma koşullarındaki gerilemenin serbest gazetecilerin mesleği sürdürmesini daha da zorlaştırdığını söyledi.
Tokyol, “Serbest gazeteci olarak iyi bir yaşam sürmek mümkün değil,” dedi.
Günaydın ve Tokyol, serbest gazeteciliğin ekonomik güvencesizliğine karşı meslektaşlar arasındaki dayanışmanın önem taşıdığını da vurguladı. Hatay’da çalıştıkları dönemde birbirlerinden düzenli olarak haberdar olduklarını, haber süreçlerinde birbirlerine destek verdiklerini belirten gazeteciler, sahada karşılaştıkları çeşitli sorunları dayanışma yoluyla aşmaya çalıştıklarını da ekledi.
İki gazeteci, özellikle serbest gazetecilerin kurumsal bir haber merkezinin sağladığı imkanlardan yoksun çalıştığı koşullarda, meslektaşlar arasındaki iletişim ve dayanışmanın gazeteciliği sürdürebilmek açısından önemli bir destek mekanizması olduğunu belirtti.
Dönüşen medyada ayakta kalmak
Forumun çoğunu oluşturan atölyelerde teknolojik gelişmelerin gazetecilik üzerindeki etkileri ele alındı ve değişen bu sektörde yeni çalışma biçimlerine dair fikirler paylaşıldı.
İnsan hakları ve adalet haberlerinde uzmanlaşan gazeteci Filiz Gazi, medya sektörünün ciddi bir değişim içinde olduğunu belirterek bu dönüşüm karşısında gazetecinin ayakta kalabilmesinin önemli yollarından birinin özgün kalmak ve sahayla bağını korumak olduğunu vurguladı.

İyi ve nitelikli gazeteciliği sürdürebilmek için toplumsal sorunlara ilişkin kapsamlı bir anlayışa sahip olunması gerektiğini belirten Gazi, sınıfsal sorunların da gazetecilik açısından anlaşılması gerektiğini ifade etti. Gazi, gazetecilerin “zengin bir azınlık ile yoksul milyonlar arasındaki makastan” rahatsız olması gerektiğini söyledi.
Yapay zeka gibi teknolojik gelişmelerin gazeteciliğe yeni imkanlar sunarken beraberinde bir kargaşa da getirdiğini ifade eden Gazi, gazetecinin teknolojiyle değişen çalışma biçimleri içinde saha araştırmalarının önemini koruduğuna dikkat çekti.
“İlgi ekonomisi” haber üretimini değiştiriyor
Etkinliğin son oturumunda akademisyen Orhan Şener, çoğu okuyucunun habere erişimini sağladığı sosyal medya platformlarının medya sektöründeki etkisini ele aldı.
Mevcut sektörün giderek bir “ilgi ekonomisine” dönüştüğünü belirten Şener, bu dönüşümün haberin kendisini ve haber üretme biçimlerini değiştirdiğini söyledi. Şener artık haberlerin basılı gazetelerde, internet sitelerinde ya da sosyal medyada üretilmediğini, bunun yerine medya üretiminin sosyal medya platformlarının altyapılarına ve algoritmalarına bağlı olduğunu söyledi.
Medya sektörünün bir “platformlaşma” sürecinden geçtiğini belirten Şener, haberin üretildiği platformlar ile bu platformlardaki kullanıcı davranışlarının gazeteciliğin doğasını değiştirdiğini belirtti.

Etkinliğin sonunda konuşan bir katılımcı “Kadın olmanın gücünü ve bizi bir araya getirme becerisini hatırlamak ilham vericiydi” dedi.
İstanbul Forumu’nda kadın gazeteciler tarafından gündeme getirilen zorlukların birçoğunu dünyanın başka yerlerindeki kadın gazeteciler de deneyimliyor. Bu etkinlikte başlayan tartışmalar, kadın gazeteciler arasında bir diyalog ve dayanışma temeli oluşturacak ve Türkiye’deki, bölgedeki ve dünyadaki kadın gazetecilere destek vermeye yardımcı olacak.
Bu haber, Hollanda Krallığı’nın MATRA fonu ile desteklenen proje kapsamında üretilmiştir. Bu içeriğin sorumluluğu Inside Turkey’e aittir ve Hollanda Krallığı Büyükelçiliği’nin fikirlerini yansıtmaz.
Deniz Doğan