Genç bir kadın Instagram hesabına koyduğu videoda evinin antresinde paltosunu giyip dışarı çıkmaya hazırlanıyor. Videonun altında “Sosyalleşmeye gidilecek yerler: A101, BİM, ŞOK” yazıyor, gelen yorumlardan biri de ekliyor:“Her gün bizim aktivite.”
Türkiye’de çoğunlukla “üç harfliler” olarak bilinen indirim marketleri son yıllarda ülkenin dört bir yanına yayıldı. Türkiye genelinde indirimli marketlere bağlı şube sayısı 40.000’in üzerine çıkarken, Perakende Raporu’na göre son 10 yılda şube sayısı toplamda yüzde 233 artış gösterdi.
Bu marketler ülkedeki tüketim alışkanlıklarını birçok açıdan etkilerken bir taraftan da beklenmedik bir amaca hizmet etmeye başladılar: Birçok kadın, ülkenin neredeyse her mahallesinde bir şubesi bulunan bu marketleri yalnızca uygun fiyatları için değil, aynı zamanda dışarıda vakit geçirmek ve sosyalleşmek için de ziyaret ediyor.

Kaynak: Emel Altay
İstanbul’un Zeytinburnu mahallesinde yaşayan 67 yaşındaki ev hanımı Nerime Altınten en büyük keyfinin market ve semt pazarı gezip ürünleri ucuza almak olduğunu söylüyor. Özellikle market indirimlerini düzenli takip eden Altınten, son bir yılda kendisine ve çocuklarına olmak üzere indirimden üç televizyon almış. Özel ilgili alanı ise küçük mutfak eşyaları.
“Çocuklarım evli. Kızıma, gelinime mutlaka bir şeyler bulur alırım indirimlerden” diye anlatıyor. “Saklama kabı, tava, tencere, bardak… Çok güzel şeyler geliyor marketlere. Torunlarıma da alıyorum, çeyizlerine koyarlar…”
Torunlarından biri 25 yaşında, “Anneanne ne yapacağım bunları?” diye kızıyormuş.
“Olsun, ben yine de alıyorum” diyor Altınten. “Kendi evimde biriktiriyorum, onlara zararı yok. Şimdi istemem diyor ama evlenirken verince sevinecek.”
Evden çıkmak
Amerikalı sosyolog Ray Oldenburg’un geliştirdiği “üçüncü mekan” kavramı kişisel yaşamın geçtiği ev ve iş alanları dışında kalan, sosyalleşilebilecek mekanları tanımlıyor. Restoran, kafe, bar, alışveriş merkezi ya da kahvehaneler, parklar, müzeler ve kültürel etkinlik alanları bu mekanlar arasında. Ancak ekonomik zorluklar ülkedeki birçok insan için üçüncü mekan seçenekleri oldukça daraltıyor.
Altınten ve komşusu Veliye Hanım indirim marketlerini “vakit geçirme yerleri” olarak görüyor. Bazen birlikte bazen de tek başlarına hemen her gün bu marketlere uğruyorlar.
“Yeni ne gelmiş bakıyoruz, üzerine konuşuyoruz” diyor Veliye Hanım. “Bir şeyler alsak da almazsak da gezmiş görmüş oluyoruz.”
Yakınlarında bir alışveriş merkezi de olduğunu ama AVM gezmeyi yorucu buldukları için çok tercih etmediklerini söylüyorlar. Hava güzelse bazen parka gidiyorlar ama o günlerde de yine muhakkak markete bir uğruyorlar.
Veliye Hanım’a göre indirimler, komşusuyla buluşmak, gezip hava almak için bahane. “Aradığımız özel bir şey varsa daha keyifli oluyor, bulana kadar market market geziyoruz” diyor. “Bulunca da insan seviniyor.”
En son torununun çok istediği, özel bir kahve zincirinin çıkardığı kupayı bulduğuna mutlu olmuş. “Normalde bayağı pahalıymış, markette indirimli bulunca hemen aldım” diye anlatıyor. “Verince çok sevindi, ben de mutlu oldum.”
Bir taşla birkaç kuş

(Kendi arşivinden)
Kadına yönelik ekonomik şiddet üzerine çalışan ekonomist Profesör Doktor Serap Durusoy, kadınların marketlerdeki indirimli ürünlere ilgisini yalnızca ekonomik sebeplerle açıklamanın eksik kalacağını düşünüyor.
“Bu tarz alışverişler kadının hem ataerkil düzenden hem de ev içindeki konumundan biraz olsun uzaklaşabilmek için bir bahane unsuru olabiliyor” diyen Durusoy’a göre bu pratikler ilk bakışta bir tür bireysel irade ya da alan açma çabası gibi görünse de daha derin bir çelişkiyi de içinde barındırıyor:
Nilgün Mollalar 40 yaşında, oturduğu semtte küçük bir kadın giyim mağazası işletiyor. O da aktüel ürünleri takip ettiğini, ilgisini çeken bir ürün varsa gerekirse sabahtan market önüne gidip açılmasını beklediğini anlatıyor. Temel motivasyonunu sorduğumuzda “can sıkıntısı ve vakitsizlik” diyor. Mağazalardaki özel indirimleri takip etmek, Mollalar için bir rahatlama yöntemi.

Kaynak: Emel Altay
“Valla dükkanı bir saatliğine eşe dosta bırakıyorum ya da kapatıyorum, market market geziyorum” diye anlatıyor. “Yürüyüş yapsam nereye yürüyeceğim, öyle bir yer yok. Ben de marketleri geziyorum. Daha çok kıyafet, takı, bir de kırtasiye ürünleri bakıyorum. Hiç beklemediğim şeyler oluyor.”
Ev hanımı Nagihan Deveci ise market gezmeyi kolay olduğu için tercih ettiğini söylüyor. Eviyle market çok yakın.
“Şimdi evden çıkıp gezmeye her gün gidilmiyor ama her gün markete istersen 3 kez git, kimse bir şey demez” diyor. “Eşim de karışmaz, Başka yere gezmeye gitsem çok para harcıyorum çok geziyorum sanırlar ama bu marketler öyle değil.”
Market gezmek, temel ihtiyaçları almaya gittiğinde kafasını dağıtma imkanı da sağlıyor Deveci’ye. “Çoğu zaman sırf evden çıkmak için gidiyorum, geziyorum, bir şey almıyorum ama vakit geçiyor” diyor.
Kendine ait bir alan
Market gezmelerinin sosyalleşme aktivitesine dönüşmesinin bir ayağı market içi zamansa, diğer ayağı da marketten alınanların gösterildiği, yeni gelecek ürünler üzerine konuşulup organizasyonların yapıldığı alışveriş öncesi ve sonrası anları. Altınten marketlerin sosyal medya hesaplarındaki indirimleri takip ettiğini, yine indirimden aldığı akıllı televizyonundan da duyuruları gösteren kanalları açıp izlediğini söylüyor.
“Mesela çok güzel çok da uygun fiyata tabaklar geleceğini gördüm” diye anlatıyor. “Kızıma, gelinime, komşuma haber veririm mutlaka. Komşumla organize oluruz, sabahtan gideriz. Alışverişimizi yaptıktan sonra da ya bana ya komşuma geçeriz, çay koyarız. Hem aldıklarımıza bakarız hem de sohbet ederiz. Ben aldıklarımı fotoğrafını çekip kızıma gelinime atarım hep. Onlarla da yorumlarız.”

Kaynak: Emel Altay
Mollalar da marketlerden aldığı ürünleri arkadaşlarına ve dükkanına gelen müşterilere göstermeyi, anlatmayı sevdiğini söylüyor.
“Aldıklarımı anlatıp sohbeti açıyorum, ‘tasarım, normalde pahalı’ diye anlatıyorum. Herkesin hoşuna gidiyor, nereden aldın kaça aldın diyorlar. Hemen alın, bitmiştir bile diyorum. Bu da işin sosyalleşmesi tabii.”
Durusoy market sosyalleşmesini, kadınların yaşadığı zor koşulların bir sonucu olarak görüyor ve kadınlara bir miktar özgürlük sağladığını söylüyor. Market gezmeleri yalnızca alışveriş alışkanlıklarından ibaret değil, kadınların kendilerine ait bir alan arayışının da sonucu.
“Kasiyer çocukların hepsi tanır beni” diyor Altınten hafif bir gururla. “Teyze bu hafta çok güzel ürünler gelecek indirime, kaçırma, diyorlar. ‘Aman oğlum ayırın bana’ diyorum, bazen yapamayız diyorlar ama bazen ayırıyorlar, sağ olsunlar.”
Altınten’in sık ziyaret ettiği mağazalardaki çalışanlar Inside Turkey ile konuşmak için yöneticilerinden izin almaları gerektiğini söylüyor, ancak gereken izin çıkmıyor.
İçlerinden biri “anlatacak çok şey var ama” diyor. “Yasak.”
Emel Altay