“Temizliğe gittiğim ev 6. kattaydı. Yükseklik korkum var. Tüm evi temizleyeyim ama camları temizlemeyeyim dediğimde ev sahibi o zaman bugünkü ücretinden keseceğim dedi,” diye anlatıyor İstanbul’da ev işçisi olarak çalışan 45 yaşındaki Ayşe.
Ev işçisi kadınların 2013 yılında bir araya gelerek kurduğu İmece Ev İşçileri Sendikası (İmece-Sen) verilerine göre Türkiye’de yaklaşık bir milyon ev işçisi kadın var. Ancak çoğu kadın sosyal güvence hakkından yoksun ve kayıt dışı çalıştığı için Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre bu sayı çok daha az.
Inside Turkey’e konuşan İmece-Sen temsilcilerine göre Türkiye’de ev işçilerinin temel sorunu yaptıkları işin “iş”, kayıt dışı çalıştıkları için kendilerinin de “işçi” olarak kabul edilmemesi. Kayıtdışı işe alımların ve iş güvencesi eksikliklerinin sonucu olarak bu kadınların çoğu kıdem tazminatı, işsizlik maaşı, izin, fazla mesai ve emeklilik haklarından mahrum kalıyor.
Güven sorunu
Ayşe yaşadığı semtteki apartmanların merdivenlerini siliyor, tanıdığı ya da tanıdıklarının yönlendirdiği evlere de temizliğe gidiyor. Siirtli, beş çocuk annesi Ayşe gittiği apartmanlarda daire başına 250-300 lira, toplamda da aylık 2500-3000 Türk Lirası alıyor.
“Çok bir şey değil ama en azından mutfak masraflarını çıkarıyorum” diyor Ayşe, aslında ev işçiliğine gitmek istemediğini ancak geçinmek için mecbur olduğu için ayda bir iki gün evlere temizliğe gitmek zorunda kaldığını da ekliyor.
“Her eve temizliğe gitmem. Paraya ihtiyacım var ama güvenmem de lazım,” diyor Ayşe. “Ev sahibi kadınlar evdeyken daha rahat çalışıyorum. Ama evde sadece erkek varsa onun çıkacağı saatlere yakın bir şekilde gidiyorum ki yalnız başıma çalışayım. Öbür türlü içime sinmiyor.”

Kaynak: İmece Ev Sendikası
İmece-Sen’in anlattıklarına göre Ayşe’nin endişeleri yersiz değil. Sendikaya göre; ev işçisi kadınların maruz kaldığı şiddet ve tacizde şikayet oranı düşük çünkü kadınlar işlerini kaybetme korkusu yaşıyor. Ayrıca yine sendikaya göre; ev ortamında çalışmak delil üretimini zorlaştırıyor, hukuki süreçler ise caydırıcı.
24 yaşındaki Erva Raziye Asar Temmuz 2024’te Esenyurt’ta temizliğe gittiği evde ev sahibi tarafından öldürüldü. Parçalara ayrılan cesedi 23 gün sonra bulundu.
Birçoğu da göçmen olan ev işçileri için durum daha da zor hal alıyor. İmece-Sen’e göre pasaportlarına el konması ve belgelerin hazırlanmasındaki zorluklar bu grubu modern kölelik koşullarına açık hale getiriyor.
İş kaybı korkusu
Türkiye’deki çalışma kanunları ayda 10 günden az çalışanlar için günlük iş sigortası imkanı sunuyor. Birçok işveren ev işçilerine günlük sigorta yapmaktan kaçınıyor.
Ayşe gibi birçok işçi, böyle bir hakları olduğundan dahi haberdar değil.
“Çalıştığım günün parasını camları silmediğim için kesinti yapmadan ödemeleri yeter bana” diyor Ayşe. “Varsın günlük sigorta yapmasınlar. Günlük sigorta istesem herhalde o gün köle gibi çalışırım. Çünkü insan gibi değil de toz beziymişim gibi davranıyorlar çoğu zaman.”
Ayşe, merdivenlerini sildiği apartmandaki birçok ev sahibinin de kendisine kötü davrandığını anlatıyor.
“Merdivenleri silerken her katın dairesinden su istiyorum” diyor Ayşe. “Kışın sıcak su istediğimde bazı ev sahipleri sanki çok büyük bir şey istemişim gibi davranıyor. Merdivenler için kullandığım temizlik malzemeleri bitince evime götürmüşüm gibi neden erken bitiyor diye kızıyorlar. Ama nereye şikayet edeceksin ki…”
37 yaşındaki Zehra da yedi yıl önce ev işçiliğine başlamış. Sigortasız çalışıyor, işini kaybetmekten korktuğu için hiç sigorta istememiş. Temizliğe gittiği evler yaşadığı semtten uzak, bazı evlere gitmek için iki farklı araca binmesi gerekiyor.

Kaynak: İmece Ev Sendikası
Gün doğmadan yaptığı 1,5-2 saatlik yolculuktan sonra gittiği evlerde kahvaltı etmeden temizliğe başlıyor. Yanında çalıştığı bazı aileler ona öğle yemeği veriyor, bazıları vermiyor. Bir evde öğlen yemeği hakkını istediği için ev sahibi artık tam değil yarım gün gelmesini istemiş.
“Yarım gün demek yarım yevmiye demek. O evde mecburen kabul ettim ama bazı evler öğlen yemeği teklif etmeyince sesimi çıkarmadım. Üç çocuğun okul masrafları, kira, mutfak masrafı derken bu işlere muhtacım. O nedenle işi kaybetmemek için sesimi çıkarmıyorum,” diyor Zehra.
Zehra’nın da en çok zorlandığı durumlardan biri de kendisine verilen temizlik malzemeleri. İşvereninin kendisine aldığı malzemeleri kullanmak zorunda, zararlı kimyasallar içerseler bile.
“Bunu kullanmayacağım desen iş beğenmiyormuşum gibi oluyor,” diyor Zehra. “Öyle günler var ki ikisini bir arada kullandığım için saatlerce mide bulantısı çekiyorum. Ama ne yaparsın iş işte, mecbur kalıyorsun…”
Karşılığı olmayan kazalar
Ev işçileri için güvenlik de ciddi bir endişe kaynağı. 55 yaşındaki tek çocuk annesi Makbule, altı yıl önce bir ofiste temizlik yaparken pencereden nasıl düştüğünü anlatıyor. Beli kırılan ve kısmen felç kalan Makbule bir yıl yatağa bağlı yaşamak zorunda kalmış.
“Bir gün hep bunun olmasından korkuyordum, artık yorulup yavaş yavaş bırakmaya karar verdiğim anda kendimi yere çakılmış buldum” diyor Makbule.
Bir yıl boyunca işsiz kalan Makbule memleketi Ardahan’a dönmüş, birkaç yıl boyunca fizyoterapi aldıktan sonra yeniden yürüyebilmiş. Makbule iş kazasında yaralanan birçok insana göre şanslı olduğunu söylüyor. Kazayı yaşadığı kurum tüm hastane masraflarını, tedavi masraflarını ve tazminatını ödemiş.

Kaynak: İmece Ev Sendikası
Nisan ayında Aydın’da beşinci kattan düşen 44 yaşındaki Dilek Turan, hayatını kaybetmişti. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) Turan’ın ölümünün ihmalden doğan bir ‘iş cinayeti’ olduğunu açıkladı.
İSİG üyesi ve akademisyen Aslı Odman ev işinin, güvenlik eksikliklerini takip etmenin en zor olduğu sektörlerden biri olduğunu söylüyor.
“Bu alandaki iş kazaları da meslek hastalıkları da kayda geçmiyor” diyor Odman. “Biz bu kazalara ulusal, yerel ve sosyal medya taraması ve işçilerin aileleri, yakınları, ölüm bilgisine ulaşmış sendika, oda ve avukatlardan gelen bire bir bilgilerle ulaşabiliyoruz.”
İmece-Sen’e göre çözüm, Türkiye’nin ev emekçilerini “işçi” olarak tanıyan Uluslararası Çalışma Örgütü’nün ILO C189 Ev İşçileri Sözleşmesi’ni imzalaması. Dünya genelinde 40 ülke, güvenli iş ortamı kurallarını belirleyen bu sözleşmeyi imzaladı.
Cumhuriyetçi Halk Partisi (CHP) ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) milletvekilleri 2016’dan bu yana ev işçilerinin çalışma koşulları, sosyal güvence eksikliği ve kayıt dışı istihdama ilişkin çok sayıda önerge verdi. Önergelerin büyük bölümü Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yöneltildi ancak verilen yanıtlar politika değişimine dönüşmedi.
Bu çalışmalardan ortaya çıkan somut gelişmelerden biri, 2020 sonrası önergelerde öne çıkan günlük sigorta düzenlemesiydi. CHP milletvekili Ömer Fethi Gürer ve diğer muhalefet milletvekilleri ev işçilerinin çalışma kanunlarının dışında kaldığına dikkat çekmesi, düzenlemenin ortaya çıkmasında yardımcı oldu. Günlük sigorta uygulaması muhalefet tarafından iş güvensizliğini artıran bir düzenleme olarak görünse de hükümet, yeterli koruma sunduğunu savunuyor.
Rabia Çetin