Aslı Bozkurt (Rabia Çetin)

“Eskiden bayramlarda anneme, babama giderdim çoluğumla çocuğumla,” diyor  Seher Yiğit. “Şimdi gidebileceğim bir evin yeri molozlardan temizlenmiş boş bir arsa. Annemi, babamın elini değil artık mezar taşlarını öpüyorum.”

Ramazan ayının sonunu müjdeleyen Şeker Bayramı geçen hafta dünyanın birçok yerindeki milyonlarca Müslüman tarafından kutlandı. İki sene önce 6 Şubat depremlerinde sevdiklerini kaybeden binlerce kişi için ise bayram coşkusuz geçti. 

37 yaşındaki Adıyamanlı Seher Yiğit için artık “bayram demek yas demek.” 6 Şubat depremlerinde, annesi ve babasının da aralarında bulunduğu 17 akrabasını kaybetmiş. Deprem bölgesindeki yüzbinlerce konut gibi Yiğit’in evi de ağır hasar almış. 

Adıyaman’da bir konteyner manzarası (Rabia Çetin)

“Bayramı da heyacanını da televizyonlarda görünce hatırlıyoruz,” diyor Yiğit Inside Turkey’e. Deprem bölgesinde yüzbinlerce kişi için ‘geçici’ ev ve işyeri haline gelen konteynerlerden birinde oturan Yiğit, depremlerden beri burada yaşıyor. 

“Depremden önce umutlarımız hayallerimiz vardı, şimdi geriye hiçbir şey kalmadı,” diyor Yiğit. “Kalmadı, sanki bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.”

Türkiye’de 11 ili vuran ve 53 binden fazla can kaybına yol açan 6 Şubat depremlerinin ardından Adıyaman sakinleri hala toparlanabilmiş değil. İlde 8,327 kişi hayatını kaybetti ve 63 binden fazla ev yıkıldı veya ağır hasar aldı. Adıyaman belediyesinin verdiği bilgiye göre şehir sakinlerinin neredeyse yüzde 10’u, yani yaklaşık 56 bin kişi, hala konteynerlerde yaşıyor. 

Seher Yiğit (Rabia Çetin)

Ayten Torun yaşadığı binanın enkazında geçirdiği 17 saati hala çok iyi hatırlıyor. Üzerine düşen bir gardıropun oluşturduğu yaşam üçgeninde kalan 30 yaşındaki Torun, ailesi tarafından kurtarılmış ancak kulağından ve boynundan yaralanmış. Böbrekleri iflas eden eşi ise 28 gün boyunca yoğun bakımda kalmış. 

Hastaneden taburcu olduktan sonra Torun Adıyaman’ın merkez köylerinden birinde çadırda yaşamaya başlamış. Ancak çadırda yaşam Torun’un küçük oğlu için uygun değilmiş. Sonuçta aile bir konteynerde yaşamaya başlamış, ancak Torun bunun da normal bir hayattan çok uzak olduğunu söylüyor. 

Ayten Torun (Rabia Çetin)

“Eski evimin odası kadar bir konteynerde yaşam ne kadar iyi olabilirse o kadar iyi,” diyor Inside Turkey’e konuşan Torun. “Evimiz varken hazırlanırdık bayrama. Şimdi burada neye hazırlanacağım. Bir odayı toparlarken diğeri dağılıyor. Bir yemek yapana kadar ömürden ömür gidiyor. Eskiden yaptığımız bir bulgur pilavının tadı bile vardı. Şimdi ne yemeğin tadı var ne bayramın…”

Ancak bütün zorluklara rağmen Torun’un en büyük endişesi beş yaşındaki oğlunun gitgide bozulan psikolojisi. “Uykularından ağlayarak uyanıyor,” diyor Torun. “Sürekli evimize gitmek istiyor. Şimdi ben çocuğuma bayramın geldiğini nasıl anlatayım.”

Dört çocuk annesi, 29 yaşındaki Aslı Bozkurt da saatlerce enkaz altında kalmış. En küçük çocuğuyla beraber enkazın altında 14 saat geçirmiş. Önce ikisinin de öldüğü düşünülmüş, ancak Bozkurt hastanede çocuğunun hayatta olduğunu öğrenmiş. Ancak ikisi için de zorluklar aslında o zaman başlamış. 

Son çocuğuna hamile olduğunu yaralı olarak enkazdan kurtarıldığında öğrenen Bozkurt, konteynerde yaşamaya başlamadan önce kaldıkları çadırda zor hava koşulları, işsizlik ve yalnızlıkla boğuşmuş. Eskiden dükkanların montaj işlerini yapan eşi şimdi çoban olarak çalışıyor ve ailenin tek gelirini kazanıyor. 

“Bayram buralara uğramayalı 2 yıl oldu,” diyor Inside Turkey’e konuşan Bozkurt. “Çocukların gidebileceği hiçbir yer yok, bayramda gidebileceğim hiç kimse kalmadı. Sabah kalkıp her günkü gibi yaşamaya çalışıyoruz. Bizim için bayram da sıradan bir gün.”

Bir buçuk yılı aşkın süredir Adıyaman’da çalışan psikolojik danışman Berfin Hanalp depremin özellikle kadınlar ve çocuklar üzerindeki derin psikolojik ve sosyal etkilerinin iki buçuk yılın ardından hala devam ettiğini söylüyor. 

“Geçici olması gereken konteyner hayatı yeni normal haline geldi,” diyor Hanalp/ “Özellikle kadınlar ve kız çocukları gündelik yaşamı sadece evlerde yani konteynerlarda örgütlüyorlar. Ev içi emeği katlıyor bu durum. Kamusal hayata katılımları çok daha düşük.”

Bayram gibi kutlamaların beraberinde getirdiği duygusal yüke de dikkat çekiyor Hanalp. 

“Elbette kayıp ve yas bayramları etkiliyor çünkü bayramlar bir taraftan da anmaları beraberinde getiriyor,” diyor. “Kadınların ve çocukların bu duyguları ve yas süreçlerini de yaşamak ve paylaşmak için alana ve fırsata ihtiyaç duyduklarını gözlemliyorum. Sürekli destek ve oturmuş alanlar olmadan psikolojik sorunların sürmesi ve hatta gelecek nesilleri etkilemesi çok muhtemel.”

Nafiye Esen hayatı boyunca yoksulluktan muzdarip olmuş. 35 yıl önce kocasını kaybettikten sonra dört çocuğunu tek başına büyütmüş. Buna rağmen 57 yaşındaki Esen, yaşadıklarının şu anki zorluklarla kıyas kabul etmediğini söylüyor. 

Engelli kayınbiraderiyle bir konteyner paylaşan Esen’in tek geliri kayınbiraderinin engelli maaşı. Esen Inside Turkey ile konuşurken çay yapmak istedi, ancak evde ocağı olmadığı için yapamadı.

“Yoksulluk gördüm, ama yine de güzeldi hayat” diyor Esen. “Bayram gelse ne gelmese ne, bayramın da bir anlamı kalmadı. Hayatta kalmaya çalıştığımız bir gün daha.”

Üç çocuğuyla konteynerde yaşayan 62 yaşındaki İslim Özen de aynı fikirde. Yeni yaşam koşullarına alışıp alışmadığı sorulunca diyor ki: “Alışmıyorsun, yaşamaya mecbursun.”

“Depremden önce bayramlarda hazırlık yapardık, heyecanla beklerdik,” diye hatırlıyor Özen. Eskiden ailesi günlerce hazırlık yaparmış. Ancak şimdi bu heyecandan eser kalmadığı gibi, geriye kalan tek şey günlük yaşam mücadelesi olmuş. 

“Akşama sofraya bir tabak yemek koymak bile yokluğu görene bayram,” diyor Özen. “Bayramda bir kutlama olmadı. Öyle sıradan günler gibi geçti gitti işte.”

Adıyaman’ı kaplayan konteyner kentlerde, bir zamanlar yeniliğin ve neşenin habercisi olan bayram da günlük zorlukların sert bir hatırlatması. Hayatta kalanların deneyimleri ise afetlerin hayatları yalnızca fiziksel değil, duygusal olarak da ne kadar derinden değiştirdiğini gösteriyor ve geçici çözümlerin ötesinde desteğe duyulan ihtiyacı belirginleştiriyor. 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *