ANKARA – Dünyanın heryerindeki işyerlerinde cinsiyet eşitsizliği kök salmış durumda, gazetecilik de istisna değil. Türkiye’deki kadın gazeteciler gitgide daha baskıcı hale gelen siyasi iklimin ve maddi belirsizliğin zorluklarıyla da karşı karşıya kalıyor. Bu zorlu ortama rağmen Ankara’daki meclis muhabirliği kadınların kendilerine güçlü ve saygıdeğer alan açtıkları bir uzmanlık alanı.
Bu kolay elde edilen bir başarı değil. Kritik haber konularını haberleştirmek için yıllarca haber merkezlerindeki önyargılara karşı mücadele eden kadın gazetecilerin mücadelesinin sonucu. Onların direnci sonucunda normlar değişti ve kadınların yalnızca görünür değil, etkili olduğu bir meclis muhabirleri ekibi oluştu. Meclis koridorları daha fazla kadına açılmış olsa da, Türk medyası gerçek eşitlikten hala çok uzak.
Başkentte meclis haberlerini takip eden Ankara gazeteciliği geleneği, kendine has bir bakış açısı sunuyor. Basına yönelik baskılar artarken meclis haberciliği bir miktar otonomiyi elinde tutmayı başarıyor ve bu alanda kadınların kalıcı bir varlığı da sürüyor.

Deneyimli meclis muhabiri Ceren Bayar 20 yıl önce çok farklı bir ortamda çalıştığını anımsıyor.
“İlk başladığımda çok hevesliydik bir habere gitmek için ama genelde yöneticiler erkek gazetecileri gönderirlerdi. Özellikle böyle eylem, dava gibi işlerde,” diyor Bayar. “Gece nöbet tutarız dedik, kazaya gideriz dedik, eyleme gideriz dedik. Hep mücadele ettik.”
Geçmişe kıyasla olağanüstü bir değişim gördüğünü söylüyor Bayar: “Şu an meslekte çok daha fazla kadın gazeteci var. Depreme de gidiyorlar, savaşa da gidiyorlar, yargı süreçlerini de takip ediyorlar. Bu kadınların meslekte kalmakta direnmesiyle ve ısrarıyla ilgili.”
Bayar’a göre işin anahtarı ısrarcı olmak, kadınların sahada kalmaya yönelik ısrarıyla beraber. Neredeyse 40 yıldır Ankara gazetecisi olan BBC Türkçe kıdemli temsilcisi Ayşe Sayın da başka bir unsura işaret ediyor:

“Bir süre sonra erkek gazeteciler danışmanlığa ya da bürokrasiye geçiyor,” diyor Sayın. “Kadınlar ise daha çok sahada kalıyor. Gazetecilik hırsları biraz daha fazla.”
Kıdemli bir başka Ankara muhabiri, 35 yıldan fazla tecrübe sahibi Yıldız Yazıcıoğlu da Sayın’a katılıyor.
“Sosyoekonomik olarak erkekler daha stabil kariyerler arıyorlar,” diyor. “Kadınlar, hayatın her alanında olduğu gibi gazetecilikte de daha dirençliler. Daha dirençli oldukları için de gazetecilikte kalmakta daha ısrarcı oluyorlar.”
Kadınların gazetecilikteki varlığının sebeplerinden biri olarak Cumhuriyet devrimleriyle artan kadın okur-yazarlığına işaret ediyor Yazıcıoğlu.

“Yönetici pozisyonları karşılarına çıktığında erkekler hemen kabul ediyorlar,” diye ekliyor. “Mesela ben büro şefi görevini reddettim daha önce, muhabir kalmayı seçtim. Gazeteciliğin temeli yöneticilik değil, muhabirlik.”
Ancak kadın muhabirlerin mücadelesi yalnızca yaptıkları haberler için değil, görünüşleri ve kılık kıyafetleriyle de ilgili olmak zorunda.
“Uzun süre kadınlar pantolon giyemiyordu,” diyor bir kadın gazeteci. “‘Yeterince feminen’ bulunmuyordu.”
Öte yandan başörtülü gazetecilerin de aşması gereken engeller oldu. İçlerinden biri, 2007 yılında başörtüsüyle Genel Kurul’a alınmadığını anımsıyor. İsmini vermek istemeyen başörtülü parlamento muhabiri, “2010’da bu yasak kalktı ve biz de başörtülü kadın gazeteciler olarak Genel Kurul’a girmeye başladık,” diye hatırlıyor. “Basın kartı için başı açık fotoğraf isteniyordu, bu yüzden sıkıntılar yaşadık. Genel Kurul’a girmeye çalıştığımda da olumsuz yanıt aldım, ama zamanla bu engelleri aştık.” Bazı sıkıntılar yaşansa da kadın meclis muhabirleri aralarındaki ideolojik farklılıklara rağmen dayanışma içinde çalıştıklarına da dikkat çekiyor. “Kadın meslektaşlarımla hiçbir zaman biz bu ayrımı yaşamıyoruz burada,” diyor. “Herkes mesleğini yapıyor.”
Aralarındaki ideolojik farklılıklara rağmen kadın meclis muhabirleri dayanışma içinde çalışıyorlar.
Günümüzde meclis muhabirliği Türk basınında kalan nadir, kısmen özgür alanlardan biri olarak görülüyor.
“Bakanlıklara ya da yerel yönetime göre mecliste biraz daha fazla alan sahibisiniz,” diyor Sayın. “Hala soru sorabilirsiniz, haber kaynaklarıyla ilişki kurabilirsiniz, bir miktar özgürlükle çalışabilirsiniz.”
Bayar da bu konuda Sayın’a katılıyor. “Mecliste siyasi tüm gerilimlere rağmen profesyonel bir şekilde gazetecilik yapabilirsiniz,” diyor. “Mecliste çalışmak artık birçok alana göre çok daha özgür.”
Kadın gazeteciler yine de katettikleri ilerleme konusunda gerçekçi. Sahadaki rahat çalışma koşulları, üst seviyelere yansımış değil.
“Oradaki cam tavanı henüz kıramadık,” diyor Sayın ve medya sahiplerinin yöneticilik pozisyonlarında hâlâ erkekleri tercih ettiklerini söylüyor.
Yazıcıoğlu da aynı dinamiği gözlemlemiş. “Muhabirliğin temelini kadınlar yapıyor ancak terfi imkanları gelince yine de erkekler seçiliyor,” diyor. “Yöneticilik hala eril bir alan olarak görülüyor, kadınlar kendilerini ne kadar kanıtlarsa kanıtlasın.”
Meclis kapılarını kadınlara açan bu direnç şimdi haber merkezlerindeki hiyerarşiyi yeniden şekillendirmeye yöneltilmeli ki kadınların bu alanda tutunmuş olması varolmanın ötesine geçip, eşitlik yaratabilsin.